Bu…gece bir başkayım sevdanın okyanusunda, Uykularım firari… Düşlerin sandalları kıyılarımda yüzüyor… Yıldız rengi fanusun içinde yüreğim ateşten top Fırtına gibi esiyorsun aklımdan geçerken İçimdeki hüzün yapraklarını alıp götürüyorsun Uzak iklimlere, İşte o anda içim titriyor… Baharın ilk yağmurları gibi düşüyor üzerime özlemler... Martılar melekler gibi uçuyor gökyüzünde Kanatlarında çiçeklenmiş,ay ve yıldızlar… Maziye karışmış bizden kalan ne varsa sarılıyorum Düşlerim... yalnız sen ve deniz rengi şiirler …
Uzaktan ıslık gibi yaklaşıyor bedenin… Ordasın... Denizin tenine vuruyor mavi ışıkların… Yakamozlar ışıldıyor gözbebeklerinde… Hayallerimin yıldızlardan örülmüş yollarına tutunuyorum Bırakmak istemiyorum, Sensizlikte kaybolurum… Düşerim boşluğun karanlık girdabına… Yine ağlamaya başlar şarkılarım... Katran gecelere tutsak olur gözlerim… Aşk şarkılarına… Aynaların, gölgeleri düşer… Kulaklarımda yankılanan sesin uzak olur yine bana Dokunamam dudak kıvrımındaki gamzelerine… Soluklarını soluklarımda hissedemem, Çiçek kokulu düşlerin tenimden sökülür…
Korkuyorum…
Bak yine seher vakti, hayallerim soluyor yıldızlar gibi, Ay… Batıyor yine penceremde… Hani… Diyorum ki...! Bir sigara içimi daha kalsan kaybolup gitmesen Yalnızlığın kumsalında,otursan yanı başıma… Günün doğumunu izlesek seninle… Dalgaların ezgilerinde gözlerimi kapatsam, Omzuna, düşse, başım… Avutsam kendimi…
Gecelerle paylaştım yalnızlığımı Bilir o sırlarımı Kaç kere görmüştür karanlıklar Ağladığımı Uyandım bu gece yine İçimde bir sıkıntı Uykularım kaçtı, kalktım Saate baktım, gecenin yarısı Dışarısı zifir karası Yüreğimde yalnızlığın Yüreğimde hasretin acısı Salonun camını açtım Rüzgar vurdu yüzüme İçimde bir sıkıntı Karanlıklara baktım kaldım Gece çok sessizdi, ürperdim İçimde bir sıkıntı Duvarlar üstüme geliyor sandım Ev bomboş, çok sessizdi, ürperdim Mutfağa geçtim, çay demledim Oturdum, sabahı bekledim İçimde bir sıkıntı Üst katta bir tıkırtı Komşu kalktı, su içti yine yattı Yine sessizlik çöktü, tüm ağırlığıyla Yürüdüm, boş odalara baktım Hani o oturduğumuz salonla Hayali canlandı gözlerimde o günlerin Sen ve oğlumla Bir çocuk gibi ağladım ve oynadım Kalan birkaç kırık oyuncağıyla Dili olsa da konuşsa bu ev Ve anlatsa bana yaptıklarını En sonunda her şey bitti ya Kendini de düşürüp dile Seni kullar değil, affetmeyecek Allah bile Sonunda arkadaş ettin ya beni geceyle Yolluğumuz bile duruyor, öylece serili Gözlerimde canlandı o günlerin hayali Sen ve oğlumla Öptüm, kokladım, avundum Kalan birkaç kırık oyuncağıyla Biliyorum az kaldı sabaha Sen baş başa kalacaksın, yaptıklarınla Ben yoluma devam edeceğim oğlumla İçimde bir sıkıntı Çayımı yudumladım Bir kitap aldım, sayfalarını karıştırdım Saatime baktım Çayım bitti Tekrar demledim Oturdum yine, sabahı bekledim…
İki tesbih boncuğu arasında bir kalp kaç kez çarpar, sayamıyorum. *İkrar*ın sukutu oluyor suskunluğum. Az ve öz olan bir anlayışla ve kıbleye doğru bir bakışla Seni anıyorum. Andıkça çoğalıyor anlamların.
Adın ki sonsuzluk.. Adın ki ahd ve vefa ..
Evimdir dediğin kalbimin en naif köşesine bırakıveriyorum ismini. Harfler ruhuma dokunuyor. Bir su damlasını doldurmayacak büyüklükteki küçüklüğümü hissediyorum. Devasa bir huzur yanağımdan süzülüyor.
Ellerim Sana doğru uzanıyor: *Sevgine talibim* diyorum; affına ve rızana..
Cevabını duymuyorum ama duyduğunu biliyorum. Eğer ki adın işiten *en gizli sesleri* olmasa, nasıl bilirim bana *buyur* dediğini. *O adı günde yetmiş kez anın* diye buyuruluyor.
Ve biliyorum ki kalp kapağı dakikada yetmiş kez açılıp kapanıyor.
Sen, kimsenin göğsüne iki kalp koymamışken ve kalpleri ancak Sen değiştirebilirken kalbimin dik durmasını istiyorum Senden. Bir muska gibi takıyorum ruhuma adını. Adın ki *gizliyi bilen, sırları gizleyen .. *
*Neden O var? * dediğimde her şey canlanıveriyor? Hayat adın geçince niçin allı morlu renklere bürünüyor? Nasıl oluyor da Sen gelince aklıma,omzumdaki ağırlık azalıp ruhumda bir şölen başlıyor? *O, onsuz olmayandır.* diyen filozofa kulak verince, gözlerim neden böyle doluyor?
Sen ki *hiçbir şey kendisine denk olmayansın* Sen ki *yüceliğinde yakın, yakınlığında güzel* olansın. Ben yer ile gök arasında, ümit ile korkunun ortasında, düştüğüm kayaya tekrar tırmanmak istiyorum.
Sorduğun suale *bela* dediğim günden bu yana, ismine sığan meale kulak veriyorum. Hayattan uzaklaşıp, gerçeğe yaklaşırken, va ´d edilen günü bekliyor, ömrün gelip geçiciliğine tebessümler gönderiyorum.
Ben; kulaklarım, gözlerim ve zihnimin işgal altına alındığı bir devirde seviyorum Seni. İstemelerim olmasa Senin için bir ehemmiyetim olmayacağını bilerek geldim kapına.
Ve bunun için bağlıyım adına.Nasıl ki en çok alnım yere değdiğinde hissediyorsam Seni, öyle bir anda kapatmak istiyorum gözlerimi. Seni razı edecek bir gün istiyorum Senden.
Ey *saltanatında kadim* olan adın düşüyor aklıma. Adın ki kuluna uzak olmayan ..Adın, esirgeyen ve bağışlayanr30; Arının karnını yazan kudret ile semaları tanzim eden kudret aynı eldir. Kapkara bir gecede kapkara bir taşın üstündeki kara bir karıncayı gören de O ´dur. Varlığın bir sebebi vardır. Sebebin de bir sebebi vardır.Ve her şeyin sebebi de büyük adındır. Sen olmasan, sınırsız sema gözbebeğime nasıl sığardı? Varlığımın sebebi, kalbimin sahibi, musibetimin ümidisin. Rahledeki Kitap, neydeki nefes, içimdeki ses adını fısıldıyor.
*İsmine sığan her şey kendisinden azdır.* Adın *Baki*, adın *Kafi* ...
Adın en güzel isimler sahibi ..
*Kimi sevsem, Sensin.* Bilirim ki kainata dağılmış bütün sevmekler isimlerine karşı verilmiş bir muhabbettir. Vaha sandıklarım çöl oluyor, kıyılarıma vurup giden insanlar anlamıyor beni. Kuyularda kalıyorum, yardım eden olmuyor. Bir adın kalıyor her şeyden geriye. Ben kuyuya düşsem Sen kovanı sarkıtırsın bilirim. Menzili vefa olan bir bağı var dostluğunun. Yazın buharlaşmayan, kışın donmayan, sonbaharda yapraklarını dökmeyen bir dostluk.. Dostluğundan cesaretle istiyorum Sen ´den..
Ne olur Sana en güzel göründüğüm an, al beni yanına. Aşk susturduğu oranda büyür, büyüdüğü oranda sustururmuş. Susuyor, Seni dinliyorum. Adın için yaşıyorum. Adın ki bir emanet dilimde. Adın ki, eksilmeyen tek kelime ... !
Seni Arıyorum... Aşkla ilgili söylenmiş binlerce söz duydum şimdiye kadar... Binlerce şarkı söyledim,binlerce hikaye dinledim... Kimse bana bu kadar zor olacağını söylememişti... Gözlerine bakmak yeni bir hayat'a başlamak oldu Sana dokunmak hayata dokunmak oldu... Ya saçlarının kokusu Gerçek aşk bu oyunda olması gereken en son şeydi... Şimdi bütün yollar sana çıkıyor Ve belki de hiç bir zaman söyleyemediğim iki sözcük dudaklarımı zorluyor... Seni Se....
Sensiz geçen bir gün, Cehennemi yasarim... Sevginle büyüyen, Hayati ararim... Dolasirim sokaklarda, Hep seni ararim... Ismini sordugum insanlarda, Yine seni ararim... Bir gülücük vardi ya Iste onu ararim... Bulamadigimda ise taklidini yaparim... Ama olmuyor, yinede seni ararim... Bir gün seni, Aradigim yerde bulursam... Ilk önce sende, Kendimi ararim...
Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım Sensizliğin köşe başındayım Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum Bütün umutsuzluğuma inat Yine seni arıyorum...
Dudaklarımda bildiğin o ıslık Sokak lambalarına sığınıyorum Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle Bir deli rüzğar saçlarımda Yalnızlıktan üşüyorum Bulamayacağımı bile bile Yine seni arıyorum...
Anlatacak nelerim var bir bilsen İçimde ihtilaller kopmuş Kendime sürgüne verdim Mutluluğum çoktan iflas etmiş İtiraza hakkım yok biliyorum Beni savunmak sana düştü Seni arıyorum...
Yarım kalmış şiirlerim gibisin Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda Öylesine eksiğim sensiz Öylesine sahipsiz Ve gel görki her damla gözyaşımda Yine seni arıyorum Yapayalnız dünyamda ışığımsın Yaşam sevincim, amacım, hayatımsın İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum İçinde geç kalmışlığın çaresizliği Çocuklar gibi ağlıyorum Ve gel görki her damla gözyaşımda Seni arıyorum..............
Seni göremeyen gözlere inat Seni hissetmeyen ellere inat Seni bir türlü bana getirmeyen zamana inat Seni sevmekten vazgeçmeyeceğim....
gecenin G noktasına değdi tenimiz kırmızı bir zelzele tenin tenha yerlerinde dilbaz oldu şehvet nefesin örtününce bedenime nefesin ki önsözüdür yağmurlu devinimlerinin
kâşifi benim gövdenin saklı şehrinin ellerimle heceleyerek kat ettim boydan boya beyaz atlasını teninin yüzünün güneyindeki minik gelincik tarlasına konuyor eşek arıları dilimin
ah yarim, ömrümün gizli öznesi ah o memelerin Çanakkale Geçilmez gibi uzanıyor Çin Seddi gibi bir omzundan ötekine bu imlâsı şaşı gecede egemenlik kayıtsız şartsız memelerinde
serkan engin
Ünlem Temmuz 2006 2006 Şiir Yıllığı ( Veysel Çolak / İle Dergisi )
Dost musun? Öyleyse canın canımdır... Aynan olmalıyım... Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... Hem sakınmadan, mertçe... Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece... Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda... Dostsan, Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme! Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! Lâf değil, icraat beklerim senden! Öyle bak ki, hislerini görebileyim... Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim... Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her şey... Kulak duyarken anlatılmalı... Göz bakarken bakmalıyım sana... Can sağ iken sarılmalı... Keşkelere meydan vermemeli hayatım, Pişmanlıklarla yoğrulmamalı.... Hayır! Dirime selâm vermeyen, Ölüme de fazla yaklaşmasın! Dostsan, ölmemi bekleme! Haklıysam, yaşarken savun beni! Yaşarken yanımda ol! İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan! Ve inanmamışsan, sakın rol yapma! Her söylediğimi onaylaman şart değil... Her yaptığımı beğenmen de gerekmez... Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni, Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma... Kandırmanı aslâ kabul edemem! Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, Beni, bana sormadan yargılama! Her yediğimiz aynı olmaz belki, Her dakikamız birlikte geçmez... Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım... Belki her çağırdığında gelemem fakat, Derdine ortak ararsan, koşarım... Ben de herkes gibi insanım elbet, Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin işin bu değil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında... Dostsan, Küçümsemeden, küfretmeden, Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma... Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama... Yorulduğum zamanlarda, Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına... Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz... Uğruna seve seve hesabı şaşırırım... Görmezden gelebilirim yanlışlarını... Başkaları enayilik sayabilir, Başkaları akılsızlığıma yorabilir, Bunları dert bile etmem, ama, Sen, aslında aptal olmadığımı, Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma! Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan... Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kaçmamalı! Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben olduğum için bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan! Bedel mi? Ödemeyeceksen çıkma yola! İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin... Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yağ... Kışsan kar ol, güzsen yağmur... Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma... Belki de çok geldi bunca talep... Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma... Sana fazla geldiğim ilk anda, Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin... Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden... Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün, Sen de karşımda set olma! Dost musun? Öyleyse, canın canımdır, Yoluna baş koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma!